webcozumleri
Posts by :
TÜRKİYE MATERIALS MARKETPLACE
SKD TÜRKİYE MATERIALS MARKETPLACE
7 ARALIK 2017
Dünyamızın bugün karşı karşıya olduğu en önemli problemlerden biri yaşarken, üretirken ve tüketirken ortaya çıkardığımız atıklardır. Endüstriler açısından bakıldığında da bir tesiste çeşitli üretim aşamalarında ortaya çıkan atıkların bir başka üretim sistemi için hammadde olabileceği ve bunun da doğrudan şirketler arasında (B2B) yaratılacak bir pazar ortamında gerçekleştirilmesi bu atıkların yeniden değerlendirilmesi için önemli bir çare oldu.
Bu sistemlere iki örnek EMMC-The European Materials Marketing Council (www.emmc.info) ve The Materials Marketplace’dir (www.materialsmarketplace.org) . Türkiye’de ise The Materials Marketplace platformunun Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ortaklığı ile oluşturulan platformu faaliyete geçmiştir (turkey.materialsmarketplace.org) . Platformun 2. Etkileşim toplantısı 7 Aralık tarihinde gerçekleşitirildi.
Aşağıdaki toplantı notlarım, toplantı sunumlarında aktarılan ve turkey.materialsmarketplace.org sayfasında yer almadığını tahmin ettiğim içeriklerdir.
Canan Ercan Çelik – (SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı)
Çiçero :” doğayı izlersek asla yanılmayız”. Döngüsel doğa, doğrusal sanayi…sonuçta paylaşımın olmadığı bu ortam farklı bir ego geliştiren dinamik. Türkiye’nin sera gazı etkisinin %25 ini oluşturuyor.
Astrid Motta – EBRD, Enerji Verimliliği ve İklim Değişikliği Müdürü
Şirketlere teknik uzmanlar aracılığı ile destek verilebilecek.
Münevver Bayhan – Projenin hedefleri aktarıldı. Proje Davos’ta Circulars ödüllerinde digital disrupters ödülü almış. Tüsiad, İmsad, OSD, Çevko ile ortak çalışılıyor.
Konca Çalkıvik – SKD Türkiye Genel Sekreteri
Proje ve yürütümü ile ilgili bilgi verdi. (Bakınız: materialsmarketplace.org). Platform üyeliği şu anda ücretli değil ama belirlenecek.
Andrew Mangan – (US BCSD Genel Sekreteri ) Pathway21
Döngüsel ekonomi artık Dünya Ekonomik Forumu’nun gündeminde. Örneğin, General Motors şirketinde “global waste reduction manager” global atık yönetimi müdürü var. Şirket pet şişelerden hava filtresinin bazı parçalarını üretmeyi başarmış.
Ferda Ulutaş İşevi – SKD Türkiye Proje Danışmanı
Projenin teknik detayları ve uygulama planları hakkında bilgi verdi.
P&G Damla Paşalar : Sıfır atık için Marmara Geri Dönüşüm ile yapılan çalışma sonucunda çöpleri arttıkları torbaları da kendileri üretiyorlar. Bebek bezi ve kadın bağı atıklarını doğrayıp çeşitli şekillerde takoz elde ediyor ve nakliye sırasında hassas ürünlerin zarar görmemesi için gerekli olan strafor yerine kullanıyorlar. Aylık 150 ton hem sürdürülebilirlik hem tasarruf sağlanıyor. Sahillerde toplanan plastiklerden şampuan ambalajı yapıldı (Londra -Head&Shoulders ve Fairy ).
Dr.Mustafa Kara (Tübitak) ve Metehan Atagür (İzmir Katip Çelebi Üniv) Oğuzhan Akınç (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Uzmanı)
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
12 Aralık 2017
BORSA İSTANBUL ENTEGRE RAPORLAMA ve ARGÜDEN GOVERNANCE ACADEMY ENTEGRE DÜŞÜNCE TOPLANTISI
BORSA İSTANBUL ENTEGRE RAPORLAMA ve ARGÜDEN GOVERNANCE ACADEMY ENTEGRE DÜŞÜNCE TOPLANTI NOTLARI (*)
13 KASIM 2017
Pazartesi günü Borsa İstanbul ve Argüden Governance Academy sayesinde entegre düşünce ve raporlamayı çok yönlü izlediğimiz bir gün oldu. Her iki toplantıda da şirketlerin sürdürülebilirliğe ulaşabilmeleri için, entegre düşünce ve raporlama konularında dikkatlerini çekecek, destekleyici fikirleri dinledik ve birçok iyi örnek gördük. Entegre düşünce şirketler için bir zihniyet değişikliği , farklı bir bakış açısı demek. İş dünyası artık finansal sermayenin yanı sıra çevresel, sosyal, insani, entellektüel vb farklı sermaye yapılarından bahsediyor.
13 KASIM 2017
BORSA İSTANBUL ENTEGRE RAPORLAMA TOPLANTI NOTLARI (*)
Richard Howitt (Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (IIRC)- CEO)
Şirketler artık bir zihniyet değişikliğine gidip, farklı bir yaklaşım geliştirmek zorunda. Dünyanın her konuda çok daha birbirine bağlı, çok daha karmaşık bir ekonomik yapıya dönüştüğü bu ortamda iş yapış şekillerini maksimum değer üretme şeklinde algılamaya başlamalılar.
Entegre raporlama artık uluslararası iş dünyasında önemli bir kıyaslama unsurudur. Araştırma sonuçları entegre raporlama yapan şirketlerin başarılarının ve hisse değerlerinin artışını açıkça göstermektedir.
Uluslararası sermayeye ulaşmak isteyen şirketler son 6 yılda hızla entegre raporlamaya geçmişlerdir. Entegre raporlama G-20 ülke liderlerinin gündemindedir.
Panel 1:
Prof.Dr.Güler Aras (Moderatör / ERTA )
Bilgen Çağlı (Çimsa)
Müjde Çetin (Argüden Akademi)
Derya Özet Yalgı (Garanti Bankası)
Yetkin Kesler (TSKB)
Maggie McGhee (Sertifikalı Muhasebeciler Birliği-ACCA)
Murat Sela (Aslan Çimento)
Güler Aras: Entegre raporlama bir değer yaratma modeli, geleceğe yönelik hedefleri de içeren bir stratejinin tüm paydaşlarla birlikte oluşturulması.
Bilgen Çağlı: Raporlama liderlik ile başlamalı ve desteklenmeli. 2010’dan itibaren GRI, 2016’dan itibaren Entegre Raporlama yapılıyor. Faaliyetlerin gelecek planları da raporlanıyor. Hedef, şirkete katma değer yaratacak faaliyetlere ulaşmak, bu çalışmalar aynı zamanda şirketin tüm birimlerinde içselleştirilerek gerçekleştirecek bakış açısı ile yürütülüyor. Bunun için de kurumların CFO’larını ikna etmek gerekiyor. Artık yatırım toplantılarında sadece finansal konular değil çok daha kapsamlı faaliyet içerikleri de gündeme alınıyor. Önceliklendirme dahil birçok aşamada paydaşlar ile ortak çalışılıyor.
Müjde Çetin: İlk entegre raporumuzu 2016’da yayınladık. Konunun C-20, B-20 ve G-20’de gündeme alınması sağlandı.Paydaş katılımı ile hazırlanan bu entegre rapor kurum içinde birçok değerin de ortaya çıkmasını sağlıyor. Çalışmalar sırasında IIRC’den görüş ve yorum alındı. Sürekli öğrenme kültürümüz ile raporumuzu irdeledik. Önemlilik matrisinde etkinliklerimizin stratejimiz ile uyumunu kontrol ettik. 2. raporumuzda gönüllüleri ön plana çıkardık.
Derya Özet Yalgı: Yurtdışı road-show’larda artık çok farklı konuları işliyoruz. Entegre raporlama iş modelimizi anlatma şeklimiz oldu. KPI’larımızı hem finansal hem de finansal olmayan yönleriyle ele alıyoruz. Bu yaklaşımımız sonucunda bölümler arası iletişim çok arttı ve artık fikirler ilgili bölümlerden gelmeye başladı.
Yetkin Kesler: Rapor hazırlama süreci bir strateji çalışması. Endüstri 4.0’ın şirket içinde finansal ve finansal olmayan konuları konuşabilmesi gerekiyor. Türkiye’de ilk Greenbond’u çıkaran TSKB. Bu bir rapor değil, finansal ve finansal olmayan unsurların yeni bir bakış açısıyla biraraya getirilmesi. Bu süreçte boşlukları doldurmaya başladığımızda raporlama bir öğrenme sürecine dönüştü.
Güler Aras: Birçok kişi bilgi sahibi ancak paylaşmaya gelince çekince başlıyor. Bu nedenle de şirketlerin bu yaklaşımı geliştirebilmek için kendilerini disipline etmeleri gerekiyor.
Maggie McGhee: Hareket noktası : raporlar ihtiyaca ne kadar cevap verebiliyor olduğunda çoklu disipliner yaklaşımın önemi ortaya çıkıyor. Çalışan katılımı, tedarik zinciri, hükümetler, önceliklendirme, sorumluluk, üst yönetimin katılımı en önemli unsurlardan. Farklı sermaye başlıkları ve bunların birbiriyle ilişkilendirilmesi önemli. Önceliklendirme sürecinde sürekli neden, niçin sorgulaması da çok önemli.
Murat Sela: Çimento sektöründeki en önemli şirketler entegre raporlamanın öncüleri. Çalışan katılımı önemli ve etkili. Doğal kaynak ve enerji kullanılıyor dolayısıyla sektörün var olması için sürdürülebilirlik çalışmaları çok önemli. Atıkların iyi değerlendirilmesi , yenilikçilik, hesap verebilirlik, şeffaflık, sorumluluk diğer önemli başlıklar.
Panel 2:
Dr. Şenol Duman (Moderatör/ Borsa İstanbul CFO)
Richard Howitt (IIRC-CEO)
Dr. Alp Keler (TKYYD Başkanı)
İlhami Koç (TSPB Başkanı)
Prof.Dr.Prem Sikka (Essex Univ)
Prof.Dr. Shyam Sunder (Yale Univ)
Prof.Dr.Paul Williams (North Carolina State Univ.)
Uğur Yaylaönü ( SPKMS Daire Başkanı)
Şenol Duman: Her yolculuk bir adım ile başlar (Ghandi).
Richard Howitt: Daha geniş vizyon daha az içerik entegre düşünceyi tanımlıyor. 2013 yılında farkındalık ve kabul görmeyi tartışıyorduk. Bugün ise daha kabul gören bu yaklaşımda uygulanabilirlik ve farklı sermaye yapılarının etkileşimlerini konuşuyoruz. İş dünyası bu yaklaşımın nasıl önemli bir itici güç olduğunun farkına varmalı.
Alp Keler: Yatırımcı beklentilerini karşılamalıyız. Entegre raporlarda yoğun bilgi yerine daha çok strateji görmek istiyoruz. KPMG’nin raporlarına göre şirketlerin %42’si iş modellerini aktarıyor. İş odaklı, finansal operasyonel bilgi istiyoruz, piyasa pozisyonu istiyoruz. Bu yaklaşımda rapor hazırlamayan şirketler bir süre sonra geri düşmeye başlayacak. Değer yaratıyor olmak çok önemli.
Ne kadar çok şirket bu yaklaşımda çalışırsa yurt dışı kredibilitemiz o kadar artar. Borsanın katkısı da çok önemli, paydaşlar arası iletişimi ve toplum etkisini artırıyor. Bu kurumsal yatırımlar için çok önemli.
İlhami Koç: Şirketler bu çalışmalara kaynak ayırmak zorunda olduklarından çekiniyorlar. Raporlar şirketlerin konuşma şeklidir ve basit, özlü ve anlaşılabilir olmalıdırlar. Entegre raporlama daha stratejik bakış açısı veriyor, gelecek perspektifi ekliyor ve şirket performansını etkileyen tüm faktörlerin bulunmasını sağlıyor. Kısa vadeli düşünce yapısı çok önemli bir tehlike. Entegre raporlama şirketin kendi içindeki değişimleri, karar alma süreçlerini geliştirip entegre düşünce yapısını getiriyor, şirketin bilinirliği artıyor bu da yeni projelere ulaşabileceğini gösteriyor. Yatırımcı için şeffaflık ve gelecek hedefleri önemli.
Prem Sikka: Bu düşünce yaklaşımı güveni onaran, kamu hesapverebilirliğini artıran , yaşam kalitesini iyileştiren bir yapıdır.
Shyam Sunder: Buluş, üretim, ticaret ve etik davranış bir arada olmalı. Etik dışı iş yapış şekilleri bir gün gelip ortaya çok kötü sonuçlar çıkarıyor.
Uğur Yaylaönü: Güven artırıcı yaklaşımlar çok önemli. Ülkemiz bu sayede çekim merkezi oldu.
13 KASIM 2017
ARGÜDEN GOVERNANCE ACADEMY ENTEGRE DÜŞÜNCE
TOPLANTI NOTLARI (*)
Boğaziçi üniversitesinde gerçekleştirilen toplantıda konuşmacılar entegre düşünce ve entegre raporlamanın önemini vurguladılar.
Toplantının katılımcıları :
Pınar Ilgaz
Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Menteş Albayrak
Türkiye İç Denetim Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı
Prof. Dr. İrem Nuhoğlu
Boğaziçi Üniversitesi Dekan Yardımcısı
Richard Howitt
Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi CEO’su
Prof. Dr. Vedat Akgiray
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü
Pınar Ilgaz: Akademinin entegre raporlama konusunda nasıl bir yol izlediğini ve yayınlanan iki entegre raporun oluşum aşamalarını, izlenen yolu ve paydaş katılımının önemini detaylı olarak aktardı.
Menteş Albayrak: Entegre raporlamanın ve denetim mekanizmalarının önemini ve şirketler için raporun güvence fonksiyonunun önemini aktardı.
İrem Nuhoğlu: Entegre raporlama yaklaşımını akademik açıdan değerlendirerek, entegre düşüncenin bir kurumsal yaşam biçimi olması gerektiğini vurguladı.
Richard Howitt: Entegre düşüncenin farklı bir zihniyet değişikliği gerektirdiğini, şirketlerin farklı paydaşlarıyla iletişimlerini globalleşme, dijitalleşme ve tedarik zincirinin öneminin farkında olmaları gerektiğini, uzun dönemde göç ve entegrasyon konularının mutlaka dikkate alınması gerektiğini ve değer yaratmanın işimizin temelinde olması gerektiğini vurguladı. Aslında non-financial diye tanımlanan bu yeni nesil raporların bayağı da finansal olduklarını, bu yönde rapor üretmeye başlayan şirketlerin finansal açıdan da başarılarının arttığını aktardı.
Vedat Akgiray: Good Finance isimli bir kitabı tamamlanmak üzere. 2008 krizinden yeterli derslerin alınmadığını ve bundan sonra karşılaşılacak krizin daha kötü sonuçlarının olacağını belirtti. İş dünyasında ne yazık ki etik dışı yaklaşımlar, çeşitli örneklerini yakın dönemde yaşadığımız yolsuzluk ve usulsüzlükler hala hüküm sürmekte. Risk yönetimi çok önemli ancak risk olarak yapılan tanımlamaların içeriği artık çok farklı; teknolojik, sosyal, siyasal ve göç sorunlarının yarattığı risklerin de ciddi olarak ele alınması gerekiyor. “Bu olayların sonuçlarını düşünemiyorsanız risklerinizi yönetemiyorsunuzdur. Bir teknolojik yenilik işinizi tamamen yok edebilir.” Finansal tabloların bazıları kurallara uygun oldukları halde gerçekleri göstermeyebiliyor. Bu nedenle resmin bütününü iyi görebilmek gerekli. İlk aşamada da büyük finansal fonların bu yola girmesi gerekiyor.
(*) Burada sizlerle paylaştığımız notlarımız kendi bakış açımızla izlediğimiz toplantılarda aktarılan fikir ve yorumlardan bize çalışmalarımızda gerekli olduğunu düşündüğümüz içeriklerdir. Değerli katılımcıların tüm aktarımlarını içermeyebilir.
KSS Strateji
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
20 Kasım 2017
BİREYSEL SOSYAL SORUMLULUĞUMUZ
BİREYSEL SOSYAL SORUMLULUĞUMUZ
Daha yaşanabilir bir dünya için ülkelerin ardından şirketlerin sorumlulukları hakkında konuşuyor ve projeler üretiyoruz. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşabilmemiz ve Paris İklim Anlaşmasının öngördüğü +2 derecelik ısınma hedefinin tutturulabilmesi için çok ciddi önlemler gerekli. Gerek hükümet politikalarının gerekse şirket hedeflerinin bu yönde acil yenilenmesi ve harekete geçilmesi gerekiyor.
Ancak bütün bu çabaların, toplumu oluşturan bireyler risklerden haberdar olmadan, alınacak önlemlere ve üretilecek projelere katılmadan başarılı olması mümkün değil.
Her birimizin hayatımızı etkileyen sorunlardan şikayet etmekten ve yetkililerden çözüm üretmelerini beklemekten vazgeçip, doğrudan destek olabileceğimiz her konuda çalışmamız ve aynen şirketlerin yapmasını önerdiğimiz üzere kendi yaşantımızda neleri yanlış yaptığımızı bulup alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor.
Bu yaklaşımın da gerek medya gerekse yerel yönetimler aracılığı ile halkla paylaşılıp hayata geçirilmesi gerekiyor.
Temel sürdürülebilirlik kapsamına paralel olarak sosyal, ekonomik ve çevresel açıdan bireysel sosyal sorumluluklarımızı şöyle toparlayabiliriz:
Toplumsal İletişim :
Şehirlerimiz kalabalıklaşıyor, bunun yanısıra yaşanan göçler sonucunda sokakta bizi zorlayan davranışlarla karşılaşıyoruz. Ancak vazgeçmeden, birbirimize destek olarak , gerektiğinde sosyal medyayı doğru kullanarak bu çabamızı sürdürmeli, kaybettiğimiz alışkanlıklarımızı yeniden kazanmalıyız.
• Ofiste iş arkadaşlarımıza, dışarıda komşumuza, otobüs / taksi şöförüne selam vermek.
• Araç kullanırken diğer araçları ve yayaları gözetmek.
• Birine çarptığımızda samimi olarak özür dilemek.
• Toplu taşıma araçlarında ihtiyacı olanlara yer vermek, yardım etmek.
• Sivil toplum örgütlerinde bilgi ve becerilerimize göre gönüllü olarak çalışmak.
• Mahallemizde komşularımızla doğru iletişim kurarak acil durumlarda yardımlaşabilmek.
Sorumlu Alışveriş :
Özellikle şehir yaşamının ve büyük alışveriş merkezlerinin bizi yönlendirdiği aşırı alışveriş, hem harcamalarımızı artırıyor hem de aslında ihtiyacımız olmayan ürünleri satın almamıza neden oluyor.
• İhtiyacımız kadarını satın almak
• Satın aldıklarımızı iyi korumak ve verimli kullanmak
• Alışverişimizde poşet kullanımından vazgeçip tekrar kullanılan alışveriş çantaları edinmek
• Fiyatlara ve ürünlerin son kullanım tarihlerine dikkat etmek
Evde / Ofiste atık yönetimi :
• Başlangıçta gıda ve gıda dışı atıklarımızı ayırmak
• Yiyecek atmamaya çaba göstermek
• Cam, kağıt ve plastik atıklarımızı ve atık yağlarımızı ilgili atık kutularına atmak. Mahallemizde bulunmuyorsa yerleştirilmesi için belediyemizden talep etmek.
• Bozulan/eskiyen eşyalarımızı tamir ettirerek / yenileyerek kullanmak
Evlerimizde Enerji Kullanımı :
• Kullanılmayan ışıkları kapatmak
• Su tüketimi
• Kullanılmayan elektrikli her türlü aletin elektrik bağlantısını tamamen kapatmak
Bu önlemlere eklenecek birçok madde olacaktır.
Bütün bu yapılması gerekenlerin yanı sıra yerel yöneticilerden milletvekillerine kadar tüm kamu kurumlarından almamız gereken hizmetlerin geliştirilmesi için çaba göstermeye de devam etmemiz gerekiyor. Talebin doğru aktarılması ve doğru bir iletişim sonucunda çok zor problemlere bile çözüm üretilebileceğinin ümit veren örnekleri bu konudaki çabaların sürdürülmesine değdiğini gösteriyor.
Ben bir şeyleri değiştirebilirim. Biz bir şeyleri değiştirebiliriz. Daha iyi , daha dolu bir yaşam mümkün.
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
27 Ekim 2017
Bu yazıda değindiğimiz Küresel Hedefler :

Blogumuzdaki tüm makaleleri kaynak belirterek paylaşabilirsiniz.
SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANS FORUMU
SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANS FORUMU
29 EYLÜL 2017
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) ve Global Compact Türkiye iş birliğiyle düzenlenen V. Sürdürülebilir Finans Forumu, ”İklim Değişikliği ile Mücadele ve Finans Sektörü” teması ile gerçekleştirildi.
Foruma katılan bankalar tarafından hazırlanan Sürdürülebilir Finans Bildirgesi çerçevesinde , bankaların kredi verdiği projeleri finansal yönlerinin yanı sıra çevresel ve sosyal etkileri / riskleri açısından da değerlendirildiği vurgulandı. Bildirgenin tam metnini ve katılımcıların tam listesini yazının sonunda bulabilirsiniz.
İlk panelde banka temsilcilerinin vurguladığı noktalar :
Garanti Bankası : Destek verdikleri projelerde yaşanabilecek iklim değişikliklerini de değerlendirme kriterleri arasına aldıklarını belirttiler. Denizli’de planlanan 15 yıllık bir projenin , iki üniversite aracılığı ile saptanan muhtemel su kaynaklarının azalması beklentisi nedeniyle ilgili firma tarafından iptal edildiği önemli bir örnekti.
Şekerbank : Sürdürülebilir tarım ve yerel kalkınmanın finasmanı ön planda. Bankanın tüm portföyünün çevresel etkisi de kontrol ediliyor. Enerji verimliliği için sağlanan eko-krediler ve son iki yılda ön plana çıkan sosyal içerikli projeler : mülteciler, kadınlar, dezavantajlı gruplar vb.
TSKB : Yatırım projeleri inceleme süreçlerine sürdürülebilirlik eklendi. Yurtdışındaki banka kreditörleri için önemli. Yapılan çalışmalar raporlanmalı, paydaşlar ile paylaşılmalı. Sürdürülebilir Sermaye benzeri bir tahvil çıkarıldı. Yüksek talep aldı.
Akbank : 2007’de BMKİS esasları ile başlandı ve sürdürülüyor.
Yapı Kredi : Yatırım taleplerine sadece getirisi açısından değil sosyal ve çevresel etkileri açısından da bakılmalı. COP23 Bonn toplantısı çok önemli.
İş Bankası : Bankaların çarpan etkisi yüksek. Bu bilincin yaygınlaşması için gereken sosyal ve çevresel politikalara etkimiz yüksek. Kurum içi eğitim programlarımız var. Kredi ve proje taleplerini çok kapsamlı değerlendiriyoruz. Çevresel ve sosyal sorun yaratacak projelere destek vermiyoruz.
ING Bank : Sürdürülebilir finans bildirgesinin kredi süreçlerine dahil edilmesi çok önemli. Kredi riskleri çevresel ve sosyal riskler ile paralel. Proje risklerinin kategorizasyonu yatırımların nasıl sürdürülebilir bir kapsamda yapılabileceğini araştırıyor. Projelerin söküm aşamaları bile önemli. Bu bizleri daha akıllı yatırımlara ulaştıracak.
İkinci panelde Borsa İstanbul genel müdür yardımcısı Korkmaz Ergun tarafından aktarılan bilgiler:
Borsa İstanbul, güncel gelişmelere uygun hareket edebilmek için, Sürdürülebilir Borsalar Birliğine, Dünya Borsalar Birliği Sürdürülebilir Çalışma Grubuna, Global Compact’a üye olmuştur. Kadının Güçlendirilmesi için 8 Mart günü özel gong töreni yapılmaktadır.
Borsa istanbul önce kendisi gereken adımları attı; gerekli politika ve komiteleri oluşturdu, uygulama çalışmalarına başladı, kendi sürdürülebilirlik raporunu yayınlandı, rehber hazırlandı, sürdürülebilirlik endeksi oluşturuldu, platform oluşturuldu, üniversiteler üye oldular.
BIST sürdürülebilirlik endeksine girebilmek önemli; rekabet avantajı, itibar gelişimi, yatırımcılara referans olur ve bu şirketlere yatırım yaparlar. Değerleme aşamasını geçip endekse dahil olanlar tescilli oluyor. Endekste şu anda 42 şirket var, 63’e çıkacak. Endekse dahil olan şirketler her yıl yeniden değerlendirilecek, geri düşüş varsa endeksten çıkarılacak. Endeksteki şirketler BIST 100’den çıksa bile endekste kalacak.
Yeşil tahvil çok az. Yeni ürün hazırlanıyor; Sürd. Endeksinin üzerine fon kuralım. Bu fona katılma belgeleri verelim. Borsanın 2.cil piyasasında alınsın. Bu fonu kuracak banka bulamadık. Sürdürebilirlik endeksine bağlı bir yatırım fonu kurulmalı. Bu ürünlerin piyasada ağırlığı zamanla artacak.
Bankalar birlikte bir fon kurarsa buna Borsa İstanbul da katılabilir.
Daha küçük şirketler için de çalışma hazırlanıyor. BIST100’ün dışındaki şirketler için de ikinci bir sürdürülebilirlik endeksi hazırlıyoruz. (Şirket başına 550 dolarlık değerleme bedelini Borsa İstanbul karşılıyor.)
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
2 Ekim 2017
GLOBAL COMPACT TÜRKİYE
TÜRKİYE SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANSMAN BİLDİRGESİ
Kredi değerlendirme süreçlerinde finansal, teknik veya ekonomik konular dikkate alındığı gibi çevresel ve sosyal etki başlıklarının da değerlendirilmesi ve yönetim kararına bağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, bankacılık sektöründe kredilendirme faaliyetleri kapsamında oluşan çevresel ve sosyal risklerin tanımlanması, değerlendirme süreçlerinde analiz edilmesi, oluşacak etki ve riskin boyutunun saptanması, riski minimize etmek için yerine getirilmesi gereken yükümlülük ve uygulamaların tespiti ve bu tespitlerin karar verme süreçlerinde dikkat alınmasını içeren bir ‘Çevresel ve Sosyal Risk Yönetimi Sistemi’ uygulanması önerilmektedir.
Global Compact Türkiye’nin bir inisiyatifi olan bu bildirgeye imza atarak, çevresel ve sosyal risklerin etüdünü kredi değerlendirme sürecinin bir parçası haline getirmeyi ve ilgili politikaların içerisine dahil etmeyi kabul ederiz.
İklim değişikliği, tüm dünyanın kabul ettiği bir gerçek olarak 2015 yılındaki COP21 görüşmelerinin Paris İklim Anlaşması ile tamamlanmasının yolunu açmıştır. Sıcaklık artışının 2 oC ile sınırlı kalabilmesi gezegen için büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle ülkemizin düşük karbonlu sürdürülebilir bir ekonomiye geçişini önemsiyoruz ve finansman hizmetleriyle her sektörü dönüştürebilme gücü olan bankacılık sektörünün bu konuda da büyük sorumluluğu olduğuna inanıyoruz.
Paris İklim Anlaşması’nın iklim değişikliğini önleme ve azaltma hedefi doğrultusunda sürdürülebilir ekonominin geliştirilmesi, kaynak verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları ve çevre şartlarının korunması veya iyileştirmesine yönelik her türlü yatırımın önceliklendirilmesini ve teşvik edilmesini temel prensip olarak kabul ediyoruz.
Kurumumuzun kendi iç dinamiklerine göre belirleyeceği asgari yatırım tutarı dahilinde, söz konusu yatırım tutarı üzerindeki kredilerin finansmanında aşağıda belirtilen konuları kredilendirme süreçlerine yerleştirmeyi ve uygulamayı kabul ediyoruz. Söz konusu asgari yatırım tutarı uluslararası uygulamalar dikkate alınarak en fazla 50 milyon USD seviyesinde belirlenebilecek olup, bu limitin üzerindeki tüm yeni yatırım projelerinde aşağıdaki koşulların aranacağını beyan ediyoruz.
ÇEVRESEL ve SOSYAL PRENSİPLER
Bankamız kendi çevresel ve sosyal risk değerlendirme sistem ve modelini oluşturur, finansman sağlamayacağı sektörleri ve faaliyetleri içeren bir yasaklı finansman listesi belirler ve bu prensipler kapsamında aşağıdaki hususları gözetir.
Çevresel ve sosyal risk değerlendirme sürecinde dikkate alınacak kriterler şu başlıklardan oluşmaktadır:
1. Her türlü çevresel ve sosyal etki yaratan yeni yatırım projeleri çevresel ve sosyal değerlendirme sürecine tabi tutulur ve Bankamız kurduğu sistem çerçevesinde projeleri yüksek (Kategori A), orta (Kategori B) ve düşük (Kategori C) olarak sınıflandırır.
2. Kredi kullanacak firmanın (tüzel kişiliğin) mevcut durumda gerçekleştirdiği faaliyetlerden kaynaklanan çevresel ve sosyal etkiler ile riskler de dikkate alınır.
3. Yüksek riskli projelerde yatırım projesine ilişkin çevreyle ve sosyal alanlarla ilgili tüm dokümanlar detaylı incelenir. Bağımsız danışman tarafından yatırım projesine ilişkin çevresel ve sosyal etkilerin açıklandığı, bu etkilerin ve olası risklerin nasıl azaltılacağı veya giderileceğini içeren bir Çevresel ve Sosyal Eylem Planı hazırlanır ve periyodik olarak (en az yılda bir) bu plan çerçevesinde gerçekleşmeler izlenir.
4. Değerlendirme sonucunda belirlenen çevresel ve sosyal risk kategorisi için oluşturulan Eylem Planı müşteriyle mutabık kalınarak yapılan anlaşmaya derç edilir.
5. Yüksek riskli projelerde alınacak çevresel ve sosyal önlemlerde, aşağıdaki hususların da yatırımcı nezdinde dikkate alınması için gerekli özeni gösterir.
Paydaş katılımı ve şikayet mekanizması süreçleri
Firmanın gerek mevcut faaliyetleri, gerekse yatırım faaliyetleri sırasında İş Sağlığı
ve Güvenliği (İSG) ile ilgili mevzuata uyumu
Projenin RAMSAR[1] Sözleşmesi tahtında belirlenen sulak alanlara yakınlığı
Kamulaştırma kapsamında zorunlu fiziksel ya da ekonomik yeniden yerleşim olan
projelerde “Yeniden Yerleşim Planı”nın varlığı
Özellikli ve koruma altında olan bölgelerdeki biyoçeşitliliğin korunması için
gerekli önlemlerin varlığı
Karbon emisyonları bakımından yüksek riskli projelerin operasyon döneminde
yaratacağı ilave sera gazı emisyonlarının miktarı ve oluşacak karbon maliyeti
6. Bu bildirgedeki maddeler her yıl düzenli olarak gözden geçirilecektir.
Saygılarımla,
[İmza]
[İsim]
[Unvan ve Kuruluş İsmi]
Sürdürülebilirlik Atölyesi
[vc_row][vc_column][vc_column_text]

Şirketinizin, risklere daha dayanıklı, daha güvenilir, daha itibarlı, kaynaklarını daha iyi kullanan, paydaşlarıyla güçlenen, çalışanlarının daha zevkle işe geldiği bir şirket olmasını istiyorsanız veya bireysel olarak bu konulara ilgi duyuyorsanız atölyemize bekliyoruz.
Atölye İçeriği :
► Sürdürülebilirlik nedir?
► Sürdürülebilirlik çalışmalarına nasıl başlanır ?
► Sürdürülebilirlik raporlaması nedir?
► Raporlama sürecine nasıl geçilir?
► Türkiyeden ve dünyadan örnekler.
► Bu alandaki en son çalışmalar/girişimler, raporlama alanındaki son gelişmeler
► Sürdürülebilirlik çalışmalarının şirketinize faydaları ve bu süreçte yaşanabilecek zorluklar nelerdir?
Daha yaşanabilir bir dünya için gelin siz de bir adım atın. Bilgilerimizi paylaşalım, yapabileceklerinizi konuşalım.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row content_placement=”top”][vc_column width=”1/2″][/vc_column][vc_column width=”1/2″][/vc_column][vc_column width=”1/2″][vc_row_inner][vc_column_inner][vc_single_image image=”897″ img_size=”30×40″ alignment=”center”][vc_column_text]
Yer
Kolektif House Levent
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][vc_column width=”1/2″][vc_row_inner][vc_column_inner][vc_single_image image=”1006″ img_size=”50×50″ alignment=”center”][vc_column_text]
Katılımcılara KSS Strateji
Atölye Katılım Belgesi verilecektir.
[/vc_column_text][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row][/vc_row][vc_column][/vc_column][vc_row][vc_column][vc_column_text]• Atölye ücretimiz 350 TL + KDV ‘dir. Sınırlı sayıda burs kontenjanımız bulunmaktadır.
• Katılmak istiyorsanız başvuru formunu doldurmanızı rica ederiz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
İŞ DÜNYASI , SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE SANAT
[vc_row][vc_column][vc_column_text]
İŞ DÜNYASI , SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE SANAT
İş dünyasında sürdürülebilirlik , şirketlerin mevcut yapılarını geliştirerek ilelebet devam ettirebilme becerisi olarak tanımlanabilir. Hem mevcut yapıyı sürdürüp üstelik geliştirmeyi de başarabilmek için iş planlarımızı yaratıcı yenilikler, buluşlar ve yenilenebilir kaynakları kullanıma alarak güncellememiz gerekiyor.
Sürdürülebilirlik konusunda ulaşılması istenen Kalkınma Hedefleri için çalışırken artık elimizdeki kısıtlı kaynakları en verimli şekilde kullanabilme becerisi ön plana çıkıyor. Bu durumda da kullanılan tüm yöntemlerin uygulanmasında yaratıcılık en önemli unsur haline geliyor. Hem çözüm bulunması gereken probleme dikkat çekmek hem de ilginç ve etkileyici çözümler üretmek yaratıcı alternatifler ile mümkün oluyor.
İşte bu aşamada bizlere destek olabilecek önemli bir alan var : Sanat.
Sanat ve sanatçılar bu konuda bizlere yol gösteriyorlar. İşimize biraz farklı açıdan bakıp, yeni ve farklı fikirlere ulaşmamızı sağlıyorlar. Yaptıklarımıza belli aralıklarla bir dış göz ile bakabilmek, eksikleri görebilmeyi, yapılabilecek yenilikleri fark edebilmeyi ve bu şekilde gelişerek ilerleyebilmeyi sağlayabiliyor.
Sanat dünyasında hem uygulanan ortamlar değişti, hem de sanatsal içerikler farklılaşmaya başladı.
Son yıllarda sanat dünyasında yaşanan bazı yeni gelişmeler ve oluşan yeni yaklaşımlar, sanatı farklı bir boyuta taşıdı. Sanat artık sadece bilenlerin, ilgilenenlerin izlediği sanat ortamlarından çıkıp sosyal ortamlara, şehirlere, sokaklara, vatandaşların günlük yaşamlarına ulaşmaya başladı. Ortamlar farklılaşırken içerikler de günlük hayatımızdaki sosyal problemleri de dert edinir hale geldi.
Sanat hayatındaki bu değişimlerin en önemli örneklerini ve çarpıcı mesajlarını çok değişik mekanlarda bize gösteren organizasyonlar, bienaller gerçekleştirilmeye başlandı. Üstelik bienal sürecinin ön aşamaları da basın toplantılarının haricinde çeşitli etkinlikler ile bizlere ulaşmaya başladı. Bu etkinliklerde sanatçılar, organize eden kurumlar, sivil toplum örgütleri bir araya gelmeye başladı. Bu sayede bienal temaları ve mesajları daha yaygın kitlelere ulaşmaya başladı.
Önerim iş yoğunluğunuzdan biraz zaman ayırıp 16 Eylül’de başlayacak olan İstanbul Bienal mekanlarını dolaşmanız. Ortaya konulan sorunları, konuluş şekillerini görmeniz, hissetmeniz, yaşamanız. Sonra yeniden işinizin başına döndüğünüzde belki hemen değil, belki bir süre sonra bir problemle karşılaştığınızda veya yeni bir yaklaşım aradığınızda daha önce aklınıza gelmeyen bir fikri yakalamanız sizi şaşırtacaktır.
Sanatın bu şekilde içinde olabilmek zaman içinde belli bir birikim yaratıyor ve en beklenmedik bir zamanda çok yaratıcı bir fikre ulaşabiliyorsunuz. STEM+ART= STEAM (*) tanımı da sanatın bilimsel yaklaşımlara ve inovatif çözümlere olan etkisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Sanat artık eğitimde temel bilimlerinin yanında yer almaya başladı.
Sanat tarihi , yaşanan problemlere dikkat çekmek isteyen, savunan, protesto eden, irdeleyen, tartışan sanatçılarla zenginleşmiş. Günümüzde de bir sorunu sahiplenen sanatçıların en önemli buluşma yerlerinden biri Bienaller. 16 Eylül’de başlayacak olan İstanbul Bienali gündemimizin tam da merkezine ulaşan bir tema ile karşımızda : İyi Bir Komşu. Kaçırmayın derim.
(*) Science, Technology, Engineering, Art, Mathematics
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
13 Eylül 2017
Bu yazıda değindiğimiz Küresel Hedefler :
Blogumuzdaki tüm makaleleri kaynak belirterek paylaşabilirsiniz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
ÇALIŞAN MOTİVASYONU
ÇALIŞAN MOTİVASYONU
Bir şirketi ayakta tutan , kontrolu ve yönetimi en zor ancak katkısı da en yüksek unsurlardan biridir çalışanlarımız ve motivasyonları. Bir söz vardır, her nedense yine kadınlar için söylenmiştir. Herkes için geçerli olduğunu düşündüğüm bu sözün buraya da çok uyduğunu düşünüyorum : “İnsanı vezir de eder , rezil de” Doğru değil mi ?
Çalışanlarımız, şirket yapısı içinde, hem yaratan, hem üreten, düzenleyen, geliştiren, bulundukları pozisyon gereği yeri geldiğinde şirketi temsil eden, yöneticiler adına konuşan, görüş bildiren, yorum yapan temel taşlarımızdır.
Dolayısıyla onların başarısı da başarısızlığı da çalıştıkları ve temsil ettikleri şirketi doğrudan ilgilendirmez mi ?
Peki neden hep çok zor görülür insan unsurunun yönetimi? Acaba yeterince önem verilmediğinden, hep bir maliyet unsuru olarak görülüp yeterince yatırım yapılmadığından olmasın ? Şirket yöneticileri üretim, hammadde, reklam, satış vb unsurlar kadar insan kaynağına önem vermeye başladıklarında bir şirkette yaşanabilecek olumlu gelişmeler hem başarıyı hem de karşılaşılabilecek her türlü zorluğa dayanabilme ve üstesinden gelebilme gücünü artıracaktır.
Daha verimli çalışma : Değer verildiğini bilen, fikri sorulan, şirket ile ilgili gelişmeleri ilk ağızdan öğrenen, becerileri eğitimlerle geliştirilen çalışanlar yaptığı işten zevk alır, kendi işi gibi benimser, katkı sağlamaya çalışır, zor günlerinde şirkete destek olmaya çalışır.
Kuruma bağlılık : Yaptığı işe önem verilen, saygı gören, gerektiğinde eğitimlerle donatılan, karar aşamalarında görüşü alınan çalışanların kuruma bağlılıkları artar. İşini yürütürken şirket menfaatlerini gözetir, işini geliştirmenin yollarını arar, daha verimli çalışır. İşten ayrılsa bile rakip şirkete gidemez, rakip ürün kullanamaz.
Peki bu durum nasıl sağlanır ?
Görev tanımları : İşe başlayan her çalışan kendisinden beklenilenleri çok net bilmeli, sürprizlerle karşılaşmamalıdır. Her geçen gün istenen ek işler ciddi hayal kırıklığı ve motivasyon düşüşü yaratacaktır.
Bir selam, biraz özen : Yöneticilerin ve tüm çalışanların birbirlerini selamlamaları, iki tarafın da kendilerini iyi hissetmelerini sağlar. Hele ismen tanındığını bilmek bir insan için çok önemli bir durumdur. Bu konuda rastladığım en güzel örnek bir lise öğretmeninin sınav sorusu olarak katları temizleyen okul görevlisinin ismini sorması olmuştur. İş hayatına atıldığım yıllarda çalıştığım Eczacıbaşı-İpek Kağıt’tan ayrıldıktan sonra bir seminerde karşılaştığım , aslında sadece bir-iki kez aynı toplantıda bulunabildiğim Bülent Eczacıbaşı’nın ismimle hitap ederek hatırımı sorması, benzer hassasiyetleri gösteren yöneticilerin ve o kurumların kültürlerini ve başarılarının nedenlerine güzel bir örnektir.
İletişim : Her şirkette tüm çalışanların gerek iş arkadaşları gerekse yöneticiler ile kolayca iletişim kurabileceği bir altyapının bulunması gereklidir. Yöneticilerin ulaşılabilir olmaları bazı aksaklıkların erken fark edilmesini de sağlayabilmektedir. Bu arada şirket ile ilgili alınan önemli kararların şirket çalışanları ile mutlaka zamanında paylaşılması çok önemlidir. Çalışanların bu karar ve değişiklikleri farklı kaynaklardan öğrenmeleri kendilerinde dikkate alınmama hissi yaratacaktır.
Çalışanların bölüm arkadaşları ve yöneticileri dışında diğer üst düzey yöneticiler ile de zaman zaman bir araya gelmesi önemli motivasyon unsurlarından biridir. Son yıllarda çeşitli örneklerini gördüğümüz, ailelerin çalışanları iş yerinde ziyaret etmeleri, nasıl bir ortamda çalıştığını görmeleri ve yine tüm çalışanların katıldığı sosyal organizasyonlar çok önemli olumlu sonuçları olan etkinlikler.
Yan Haklar : Şehir hayatında zorlaşan yaşam koşullarının da etkisiyle, çalışanların iş motivasyonlarının artırılması için birçok yan hak sağlanmaya başlandı. Sağlık sigortası, çeşitli şirketlerde özel indirimler, yaş günü tatilleri, uzaktan erişim, okulun ilk günü izinleri vb. Bu hakların bir kısmı çalışana maddi olarak, bir kısmı da manevi olarak destek sağlamaktadır.
Samimiyet : Büyük başarıların, önemli adımların ve uzun ömürlü sürdürülebilir işlerin başarı nedenlerinden biridir samimiyet. Söyledikleriniz ile yaptıklarınız birbirini tutmuyorsa, mevcut durumunuzu bir süre koruyup işinizi yürütebilirsiniz ancak hiç beklemediğiniz bir anda gerçekler ortaya çıkar. Kendine güvenen, dürüst çalışan , doğrunun peşinde olan yöneticiler samimi olmaktan çekinmezler. Samimiyet güven yaratır.
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
22 Ağustos 2017
Bu yazıda değindiğimiz Küresel Hedefler :
Blogumuzdaki tüm makaleleri kaynak belirterek paylaşabilirsiniz.
HAZİRAN 2017
[vc_row][vc_column offset=”vc_hidden-lg”][vc_empty_space height=”150px”][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]
DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN DENEMEYE DEĞMEZ Mİ?
DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYA İÇİN DENEMEYE DEĞMEZ Mİ?
Son günlerde hep aklımızdan geçen ve oldukça sık konuştuğumuz bir konuyu tatil dönemini fırsat bilerek paylaşıyoruz. Kendimizi daha güvende ve mutlu hissedebileceğimiz bir yaşam hepimizin ortak dileği. Buna ulaşabilmek için biz ne yapabiliriz, neleri değiştirebiliriz ?
Teknoloji gelişiyor, dünya değişiyor, hayatlarımız yeniden şekilleniyor. Ancak bir yandan da savaşlar yaygınlaşıyor, toplumları tehdit eden eylemler acımasızlaşıp daha çok can yakıyor. Bunun sonucunda hem kendi ülkemizde hem de diğer ülkelerde barışçıl yaşam ortamından gittikçe uzaklaşılıyor.
Bu durumu düzeltebilmek için tabii ki politik ilişkiler, üst düzey iletişim, en önemlisi dünya genelinde bu durumu düzeltme isteği gerekli. Yeni dünya düzeninde ülke yönetimlerine gelen bazı kişilere bakınca yakın dönemde bu pek de mümkün görünmüyor ne yazık ki.
Ancak içinde yaşadığımız toplum bizlerden yani bireylerden oluşuyor. Daha güvenli, daha huzurlu bir ortamda yaşamak için bizim de yapabileceğimiz çok şey olduğu bir gerçek. Bunun için ilk yapabileceğimiz yaşadığımız her ortamda, evimizde, mahallemizde, işe giderken yolda, iş yerimizde, alışveriş yaptığımız yerlerde iletişimde olduğumuz kişilerle doğru bir iletişim kurabilmek. Karşımızdakini anlayabilmek, kendimizi doğru anlatabilmek, saygı gösterebilmek ve saygı görebilmek.
Okullarımıza yürüyerek gittiğimiz 60’lı yıllarda hem ailelerimizi hem de bizleri güvende hissettiren, yol boyunca önünden geçtiğimiz mahalle esnafının bizleri tanıyor olması ve başımız sıkıştığında etrafımızda yardım isteyeceğimiz birilerinin olmasıydı. Günlük yaşamımızda karşılaştığımız herkesle kısa da olsa bir sohbet, bir selamlaşma imkanımız vardı. Bu sayede çok fazla kişiyle tanışırdık. Tabii ki o günlere dönme imkanımız yok. Çok daha yoğun bir nüfus içinde yaşıyoruz. İletişim araçları ve yöntemleri çok değiştiğinden daha kendi kendimize yaşıyoruz. Çevremize güvenmediğimiz için yeni insanlarla tanışamıyor, sadece çok güvendiğimiz kişilerle iletişimde bulunuyoruz.
Ancak büyük bir çoğunluğun paylaşamasa da sağlıklı bir iletişime ihtiyaç duyduğu bir gerçek. Otobüste, vapurda, yolda yürürken veya metroda selam verdiğim, yardımcı olduğum ya da bana yardımcı olan kişilerde bunu görüyorum. Bu yardımlaşmalar ile başlayan öyle güzel sohbetler oluyor öyle güzel insanlarla tanışıyorum ki anlatamam.
Bazen sadece bir “günaydın”, bazen bir “kolay gelsin” yüzünde sert bir ifade yerleştirmiş bir kişinin birden yüzünün aydınlanmasını sağlayabiliyor. Otobüsten çocuk arabası ile inmeye çalışan bir kadının yanından gelip geçmek yerine durup bir el uzatmak , durağı son anda fark edip inmeye çalışan bir amca için şoföre seslenmek, dik bir yokuştan ana caddeye çıkmaya çalışan bir arabaya durup yol verdiğinizde size nasıl teşekkür edeceğini bilemeyen bir sürücü, karşıdan karşıya geçmeye çalışan kişilere durup yol verdiğinizde aydınlanan yüzleriyle ettikleri teşekkür, otobüste yanınızda oturan üç çocuğuyla yola düşmüş ama hangi durakta ineceğini bilemeyen bir kadına yardımcı olduğunuzda duyduğunuz minnet dolu teşekkür ve benzeri güzel örnekler için…..
Ne dersiniz denemeye değmez mi ?
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
21 Temmuz 2017
Bu yazıda değindiğimiz Küresel Hedefler :
Blogumuzdaki tüm makaleleri kaynak belirterek paylaşabilirsiniz.
MARKETİNG MEETUP KONFERANSI NOTLARI
MARKETİNG MEETUP “GELECEK BURADA”
9 MAYIS 2017
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde gerçekleşen Marketing Meetup’ ın üçüncü serisi olan “Gelecek Burada ” konferansına katıldık. Aşağıda toplantıda aldığımız, önemli bulduğumuz notları ve sunum yapan tüm konuşmacıların listesinin linkini bulabilirsiniz.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bizim yapabildiğimiz hatta yapmayı beceremediğimiz şeylerin bile robotlar tarafından rahatça yapılmasının kodlar sayesinde çok kolay olduğundan bahsedildi. İş alanında planlanan projelerin hangi mecralarla, kimlerle görüşülmesi gerektiğini, nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini robotlar sayesinde rahatlıkla yapılabilir hale getirebiliriz fakat unutulan en önemli şey robotların bizim gibi duygusal olarak düşünmesini beklememizdir (Cavit Yantaç). Sadece robotlar değil, 3D printerların artmasıyla insanların durmadan birşeyler üretmesiyle zamanla organların da oluşturabileceğini ve organ nakillerinde kullanabileceğini çeşitli örneklerle görebilmeye başladık.
Tarihsel olarak geçmişe baktığımız zaman 80’lerde, 90’larda hatta 2000’lerdeki mesleklerin farklılaştığını, teknolojinin gelişimiyle birlikte yeni mesleklerin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu değişimden sadece mavi yakalı işlerin değil beyaz yakalı işlerin de etkileneceğini, tabii ki o günün durumuyla yeni mesleklerin de oluşabileceğinden bahsedildi (Ozan Onat). Geleceğin aslında her zaman var olduğu sadece insana odaklanılması gerektiği, insanın özünü kaybedilmemesinin sağlanması gerektiğini çünkü her durumda insanın özünden vazgeçmediğini biliyoruz ve bunun örneklerini geçmişte görebiliyoruz (Akan Abdulla).
İnsan, birileri tarafından önemsendiğini bildiğinde hem iş anlamında hem de psikolojik anlamda kendini daha mutlu hisseder. Örneğin, Garanti Bankası’nın yapmış olduğu mobil uygulamada, havale olarak para geldiği zaman bildirim olarak emojili bir mesaj gönderilmesi bizlerin hoşuna gidiyor. O mesajı arkadaşımızdan gelmiş gibi hissediyoruz çünkü günlük olarak yazışmalarımızda kısaltma olarak artık emojileri kullanıyoruz.(Işık İlhan) Bunun gibi birçok örnek verebiliriz. Bir fabrikada ya da bir iş alanında ayın elmanı seçilmesi, hem işin daha istekli olarak yapılmasına hem de insanların günlük hayatlarını daha oyunlaştırmak için, motivasyonu biraz daha artırması için güzel ve işe yarayan bir yoldur. Ayın elmanı seçilen işyerlerinin istatistiklerine baktığımız zaman o işin istekli yapılmasının %20- %25 civarı bir artış olduğunu sayısal değerler olarakta görülebiliyor (Ercan Altuğ Yılmaz).
Bütün katılımcıların konuşmalarında vurgulanan şey “gelecek” kelimesinin her zaman var olduğu, ancak bu arada önemli olanın “insan” varlığının her zaman ön plana alınarak hareket edilmesi gerekliliğidir. Ülkemizde en çok yaşanılan, mevcut bir problemi çözmek için yeni bir şey üretme çabası yerine o problem ile ilgili günlerce konuşulmasıdır. Genel olarak yaşadığımız bir hata yaptığımız zaman o hatayı düzeltmeye çalışmak yerine o hatadan uzaklaşmak olmaktadır. Oysa ki hatayı düzeltmeye çalışsak, belki hatayı düzeltirken aklımıza başka bir fikir gelecek ve onu yapmamız daha iyi olacak. Gelecekte robotlar gelecek diyoruz. Robotlara istediğimiz her kodu yazıp istediğimiz herşeyi yaptırabiliriz ama robotlar asla insanlar gibi duygusal olarak düşünemeyecekler ve insanlar robotlarla değil insanlarla daha çok etkileşim halinde olmak isteyeceklerdir.
Selmin Anafarta
[email protected]
10 Mayıs 2017
POST- TRUTH / YENİ MEDYA KONFERANSI NOTLARI
POST-TRUTH / YENİ MEDYA
26 NİSAN 2017
Bu yıl “Post-Truth” başlığı altında Kadir Has Üniversitesi- Yeni Medya Konferansındaydık. Hem akademisyenler hem de medya temsilcileri tarafından yapılan sunumlarda farklı bakış açılarının aktarıldığı ve gelen sorulara verilen cevaplar ile oldukça yoğun içerikli bir konferans izledik. Notlarımızı aktarıyoruz :
Kadir Has Üniversitesi – İletişim Fakültesi tarafından organize edilen Yeni Medya konferanslarının bu yılki ana başlığı “Post -Truth” idi. Konferans içeriğinin seçimi için “Dert edindiğimiz konuları işliyoruz , tartışmaya açıyoruz “ denildi.
Konuşmacılardan notlar :
• Post Truth…Hakikat Ötesi
• Post Truth ….Alternatif Gerçeklik
• Medyada yeni yaklaşımlar gelişti. Bunlardan biri yalan’ın kabul görmesi. İdeal, din vb amaçlar için yalan söylenebilir hale gelindi.
• Yalan sürdürülebilirliğin ön şartı oldu. Bir adım ileri atabilmek için yalana ortak olabiliyoruz.
• “Duyduğuma göre” diye başlayan, kaynağı belli olmayan haberler gündemi oluşturmaya başladı.
• Önce medya itibarsızlaştırılıyor ki ardından yalan söylenebilsin.
• Doğrunun alıcısı çok az ancak yalan çok daha fazla ilgi çekiyor.
• Medyanın kuvvetsizliği dünyanın popülist politikacıların eline düşmesine neden oldu. Ortaya atılan asılsız bir iddia gündemi dolduruyor, ardından gerçek olmadığı ortaya çıksa da ilk haberi alanların çok azı bunu öğrenebiliyor. Çamur at izi kalsın…
• Doğru’nun alıcısı çok az, yalan’ınki ise çok fazla.
• Hakikat’in değil haklı çıkmanın peşindeyiz.
• Trump’ın Obama’nın doğum sertifikasının gerçek olmadığını iddia etmesiyle ilk popülerliği yakalaması.
• Kendilerine destek bulamayan yalnızlaşan kitleler Trump’a sarıldı.
• Haber sitelerinde sırf tıklatmaya yönelik “son dakika” haberleri.
• Dinler, topluca bir Post-truth sistem.
• Reklama dayalı modellerden kurtulmak gerekli. Sürekli eleştirel, sorgulayan zihin yapısında olmalıyız. Yoksa gerçekliğin öneminin kalmadığı bir dünyada mıyız ? Bir gerçekliğin önemini yitirmesi için ille de yalan gerekmiyor, başka bir doğru ile de yapılabilir. Ancak burada esas amaç suyu bulandırmak. ABD’nin reel politiği “House of cards”ın yanında çok daha kötü.
• Post truth ardında bir gerçek olduğunu saklar, yoktur. PT bir simularktır.
• Kendi başına iyi olmak iyi değildir, bir hareket, mücadele gerekir.
• Toplumsal çözümler sokakta üretilmelidir. Birlikte yapmamız lazım.
Konu ile ilgili referans verilen isimler ve kitaplar :
• Ralph Keyes’in “The post truth era” kitabı ( Tercüme ediliyor) .
• Timothy Snyder “On Tyranny” kitabı.
Konferans Konuşmacılar ve Konu Başlıkları :
• Prof. Dr. Sevda Alankuş (Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan V.)
• Sarphan Uzunoğlu (Kadir Has Üniversitesi)
• Orhan Şener ( Kültür Üniversitesi)
• Doç. Dr. Ufuk Eriş ( Anadolu Üniversitesi)
• Şükrü Oktay Kılıç ( Al Jazeera Türk)
• Yalçın Arı (SosyalMedyaTV.com)
• Doç. Dr. Eylem Yanardağoğlu (Kadir Has Üniversitesi)
• Baybars Örsek (DogrulukPayi.com)
• Mehmet Atakan Foça (Teyit.org)
Program detayları için tıklayınız.
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
16 Mayıs 2017
SİVİL TOPLUM- ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİNDE ETKİLİ YÖNTEMLER
SİVİL TOPLUM- ÖZEL SEKTÖR İŞBİRLİĞİNDE ETKİLİ YÖNTEMLER
16 MAYIS 2017
Önemli sosyal ihtiyaçların karşılanması için kurulan vakıf ve derneklerimiz gerek bireysel gerekse kurumsal bağış ve destekler ile faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak bu desteklerin daha bilinçli, daha sürekli ve daha yaygın hale gelmesi gerekiyor. Katıldığımız bu toplantı özel sektör ile sivil toplum arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla TÜSEV tarafından organize edilmişti.
Sunum yapan üç sivil toplum örgütünün çalışmalarından aldığımız notları aşağıda paylaşıyoruz. Önerimiz daha detaylı bilgi için web sayfalarından faaliyetlerini takip etmenizdir.
Bizler de kurum olarak sürdürülebilirlik çalışması yaptığımız şirketlerin, hem kendilerine hem de ülkemizdeki sosyal sorunlara çözüm arayan bu dernek ve vakıflara fayda sağlayabilecek, yaratıcı projeler üretmeleri için çaba gösteriyoruz.
Betül Selcen Özer / Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü
Bir derneğin yaptığı faaliyetin farkındalığı çok önemli. Bu konuda gelişim sağlamak için tüm stratejilerini geliştirip Otizm konusundaki farkındalığı artırmayı başarmışlar.
Takiben ayni yardımlar, insan kaynağı desteği ve maddi yardımlar geliyor.
Yaratıcı kampanyalar çok etkili olabiliyor; 1 Nisan Ekşi sözlük “Bu bir şaka değil” kampanyası çok etkili olmuş.
Bireysel bağışçıların katkısı süreklilik sağladığı için önemli. Şirketler ile yapılan çalışmalar belli bir süre sonunda iptal olabiliyor.
Halil Mete Yapıcı / KAÇUV Kaynak Geliştirme Müdürü
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, çocukların yanısıra ailelerinin de psikolojik, sosyal, fiziksel ve tıbbi açıdan yaşam kalitelerini artıracak etkinlikler yürütmektedir. Yaratıcı projeler ile planlanan çalışmaların üzerinde başarı sağlanmış. Birçok şirketin desteği ile oluşturulan Umut Cafe (cafe olarak çalışan bir minibüs) başarılı projelerden. Araç deneme sürüşü başına katkı, banka kredi kartı kullanımına bağlı destek veya internet üzerinden işlem yaparken 5TL’lik destek butonu en başarılı projelerinden.
Bağış toplama konusunda yasal düzenlemelerde çok eksiklikler var.
Başak Güçlü / ÖSGD Özel Sektör Gönüllüleri Derneği Genel Koordinatörü
Şirketlerde gönüllülük bir proje değil bir yönetim yaklaşımı, kurum kültürüdür.
Çalışanların zorla yaptıkları değil, gerek gördükleri konularda zaman ayırarak ve kendileri organize ederek yaptıkları çalışmalardır. Şirket için ölçülebilir fayda sağlayan, departmanlar arası sinerjiyi geliştiren faaliyetlerdir.
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
18 Mayıs 2017
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU NEDİR VE NEDEN GEREKLİDİR?
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORU NEDİR VE NEDEN GEREKLİDİR?
Sürdürülebilirlik raporu şirketlerin mevcut faaliyetlerini, gelecek planlarını ve hedeflerini ekonomik, çevresel, sosyal ve etik ana başlıkları altında tüm paydaşlarını da içerecek şekilde hazırladıkları bir rapor türüdür.
Günümüzde henüz yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen uluslararası ticari faaliyetlerde, ihalelerde ve konsorsiyumlarda aranan ve sahip olan şirketler açısından fark yaratan bir rapordur.
Sürdürülebilirlik raporu aynı zamanda o şirketin güvenirliğini ve itibarını artıran önemli bir unsur olup ilgili şirketin kendisini her alanda denetlediğini , gelişimini sürdürmek ve varlığını ilelebet devam ettirebilmek için çaba gösterdiğini gösterir.
İdeal bir sürdürülebilirlik raporu şirketin tüm çalışanlarının katılımıyla hazırlanan, aynı zamanda paydaşlarını da içine alan, kurumun yapısına bağlı olarak temel stratejilerin belirlenmesi ile birlikte yaklaşık 4-5 aylık bir hazırlık süreci gerektiren bir çalışma sonucunda hazırlanır ve yayınlanır.
Sürdürülebilirlik raporu doğru bir altyapı oluşturulduğu takdirde sürekli yaşayan ve yenilenen bir rapor olarak istenildiği her an yenilenmiş olarak yayınlanabilir. Bu da mevcut durum ve sürekli yenilenen hedef ve stratejiler sayesinde gerçekleştirilebilir.
Bu kapsamda,
* Boyutu ne olursa olsun her şirket sürdürülebilirlik çalışmasını uygulayabilir ve sürdürülebilirlik raporu hazırlayabilir.
* Sürdürülebilirlik prensiplerini uygulayan şirketler tüm faaliyetlerini sürekli kontrol altında tutabildiklerinden ileride karşılaşabilecekleri problemlere karşı hazırlıklı olurlar.
* Faliyetlerini sadece şirket ve çalışanları ile değil, tüm paydaşları ve içinde bulundukları ekonomik, çevresel ve sosyal yapı ile birlikte değerlendirirler.
Sürdürülebilirlik raporu neden gereklidir ve faydaları nelerdir?
Bu raporu hazırlama sürecine giren şirketler,
* Mevcut durumlarını çok iyi analiz eder ve gelecek plan ve stratejilerini sürdürülebilirlik esaslarına göre oluştururlar.
* Bulundukları sektörde bir farklılık yaratır ve rekabet ortamında bir adım öne çıkarlar.
* İhaleler ve ortak projelerde (özellikle uluslararası alanda) avantajlı olurlar.
* Risklerini azaltırlar.
* Çalışanlarının şirketlerine bağlılığı ve dolayısıyla desteği artar.
* Ürünleri nihai tüketiciler tarafından tercih edilir.
* Faaliyetlerine bakış açıları genişler ve yeni fırsatları görebilirler.
* Güvenilir ve itibarlı bir şirket imajına ulaşırlar.
Serpil Büyükaltınçizme
[email protected]
13 Haziran 2017
Bu yazıda değindiğimiz Küresel Hedefler :
Blogumuzdaki tüm makaleleri kaynak belirterek paylaşabilirsiniz.




